Ben ne zaman büyüdüysem vuruldum
Ne zaman büyüyen bir çocuk görsem
Yeniden vurulurum…
28 Şubat 2008 Perşembe
26 Şubat 2008 Salı
24 Şubat 2008 Pazar
23 Şubat 2008 Cumartesi
oyunlar ne zaman acı verir? kelimeler, ne zaman insanın ağzına büyük gelir? hayaller ne zaman ufalanır? oyunlar ne zaman hüzünleri saklamaz olur? yollar ne zaman tükenir? erkekler yalnızca yaşlanır, oysa neden kadınların teni, giysiler gibi eskir? cevabı, kendisine büyük gelen sorular nerede değiştirilir? belki de en mühim sual en sade olanıdır her zaman:
insan nerede yenilir??...
başkasından çalınmayan zamandır yalnız...
ne kadar çoğalsa, başkalarıyla geçirse ömrünü
insan kendinin zamanıdır yalnız,
dünyaya geldiği gibi yanız
ve kendine ayarlı
zamanı bitince kendisi de biter
demem o ki,
sonunda herkes
yalnız kendi ömrünü yaşar...
..... yüzyıldır hiç konuşmadım, hep bekledim, karanlıkta bekledim.. kitaplar okudum, filmler seyrettim,düşünceler geliştirdim, hayatıma değin sahneler yazdım, sahneler tasarladım, bunları canlandırmak istedim, ümit ettim, düş kurdum, gelecek biriktirdim.. erteledim, erteledim.. yüzyıldır hiç konuşmadım...KİMSE, KİMSE, KİMSE... kim kimin kimsesi olabiliyor ki?? herkes önünde sonunda kendi kendinin kimsesi oluyor. hiç kimse yoktu ki zaten, nasıl olabilirdi hem?? bütün çevremi uykunun kundağı sarmışken, sarmalamışken?? düşlerimin sessizliğinde yaşadım...
düşlerimin sessizliğini,
sessizliğin karabasanını,
nasıl anlatabilirim size? uçucu görüntüler ve büyük bir sessizlik içerisinde ayak sürüdüm bunca yıl...
tek bir sözcük, tek bir sözcük bile etmeden, düşlerimin sessizliğinde yaşadım,
tek bir sözcük,
tek bir,
tek...
insan nerede yenilir??...
başkasından çalınmayan zamandır yalnız...
ne kadar çoğalsa, başkalarıyla geçirse ömrünü
insan kendinin zamanıdır yalnız,
dünyaya geldiği gibi yanız
ve kendine ayarlı
zamanı bitince kendisi de biter
demem o ki,
sonunda herkes
yalnız kendi ömrünü yaşar...
..... yüzyıldır hiç konuşmadım, hep bekledim, karanlıkta bekledim.. kitaplar okudum, filmler seyrettim,düşünceler geliştirdim, hayatıma değin sahneler yazdım, sahneler tasarladım, bunları canlandırmak istedim, ümit ettim, düş kurdum, gelecek biriktirdim.. erteledim, erteledim.. yüzyıldır hiç konuşmadım...KİMSE, KİMSE, KİMSE... kim kimin kimsesi olabiliyor ki?? herkes önünde sonunda kendi kendinin kimsesi oluyor. hiç kimse yoktu ki zaten, nasıl olabilirdi hem?? bütün çevremi uykunun kundağı sarmışken, sarmalamışken?? düşlerimin sessizliğinde yaşadım...
düşlerimin sessizliğini,
sessizliğin karabasanını,
nasıl anlatabilirim size? uçucu görüntüler ve büyük bir sessizlik içerisinde ayak sürüdüm bunca yıl...
tek bir sözcük, tek bir sözcük bile etmeden, düşlerimin sessizliğinde yaşadım,
tek bir sözcük,
tek bir,
tek...
22 Şubat 2008 Cuma
başlangıcı olan herşeyi bir sonuç
beklemektedir, varmak istediğim yer
aslında beni özlemektedir.
bilmek bilgelikse özde anlamak,
baktığını görmek, tatları lezzete çevirmek,
tezattanahenge varmak, sevgiden alıp
korkmadan sevgiyi sunmaktır, yaşamak.
düşüncenin sonsuzluk, inancın dostluk,
almak güzel gelse de, verdikçe hayata
bağlandığını farketmektir yaşamak...
c.k.oral
beklemektedir, varmak istediğim yer
aslında beni özlemektedir.
bilmek bilgelikse özde anlamak,
baktığını görmek, tatları lezzete çevirmek,
tezattanahenge varmak, sevgiden alıp
korkmadan sevgiyi sunmaktır, yaşamak.
düşüncenin sonsuzluk, inancın dostluk,
almak güzel gelse de, verdikçe hayata
bağlandığını farketmektir yaşamak...
c.k.oral
21 Şubat 2008 Perşembe
Dün-Bugün-Yarın
Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu,yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün! ...
Can Dündar
Çok zaman önceydi. O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı. Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu. Dünü düşünüp pişman oldu,yarını düşünüp telaşlandı; ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu. Bir türlü beceremedi. Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı. Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan. Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı; ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün! ...
Can Dündar
20 Şubat 2008 Çarşamba
19 Şubat 2008 Salı
yeni ülkeler bulamayacaksın,
başka denizler bulamayacaksın.
bu kent peşini bırakmayacak
aynı sokaklarda dolaşacaksın
aynı mahallede yaşlanacaksın; aynı evlerde
kır düşecek saçlarına
bu kenttir gidip gideceğin yer
bir başkasını arama
bir gemi yok, bir yol yok sana
değil mi ki hayatına kıydın burada
bu küçücük köşede
ona kıydın demektir bütün dünyada...
kavafis
başka denizler bulamayacaksın.
bu kent peşini bırakmayacak
aynı sokaklarda dolaşacaksın
aynı mahallede yaşlanacaksın; aynı evlerde
kır düşecek saçlarına
bu kenttir gidip gideceğin yer
bir başkasını arama
bir gemi yok, bir yol yok sana
değil mi ki hayatına kıydın burada
bu küçücük köşede
ona kıydın demektir bütün dünyada...
kavafis
18 Şubat 2008 Pazartesi
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
bütün iç savaşlarda
rehin alındı bu yürek
kandıramazsın
en uzak sevişmelerin
yeni yetme utancı
lakin aşk
biraz da utanmaktır yaşamaktan
sakınamazsın
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
kime niyet kime felaket bu aşk
anlayamazsın
ödümüz patlıyor acı çekmekten
oysa
biraz da acıdır
aşkın mayası...
kaçınamazsın...
saklayamazsın
bütün iç savaşlarda
rehin alındı bu yürek
kandıramazsın
en uzak sevişmelerin
yeni yetme utancı
lakin aşk
biraz da utanmaktır yaşamaktan
sakınamazsın
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
kime niyet kime felaket bu aşk
anlayamazsın
ödümüz patlıyor acı çekmekten
oysa
biraz da acıdır
aşkın mayası...
kaçınamazsın...
17 Şubat 2008 Pazar
yenilmek mesele değil
ilham eder bir daha denemeyi
balta yemiş bir ağacın
sürgün vermesi gibi
emek yüzüstü ve herşey ortadaysa
ortada birşey yok demektir
ve olacağı da onlar için
varsa buna sevineni
tekrar yöneliyoruz imkansızın gününe
yok kimsenin çünkü zaferi
mümkünlere bakıp değer mi deme
arzuyla dengeliyoruz vazgeçişi...
ilham eder bir daha denemeyi
balta yemiş bir ağacın
sürgün vermesi gibi
emek yüzüstü ve herşey ortadaysa
ortada birşey yok demektir
ve olacağı da onlar için
varsa buna sevineni
tekrar yöneliyoruz imkansızın gününe
yok kimsenin çünkü zaferi
mümkünlere bakıp değer mi deme
arzuyla dengeliyoruz vazgeçişi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




































