bilmemem gereken şeyler öğrendim sorular sordum sormamam gereken gördüm apaçık görmemem gerekeni söylenmezi söyledim.. suçum büyük ve taammüden...
what??
yitirdiğin her şeyde kazandığın birşey var; kazandığın her şeyde biraz yitirdiklerin. bu yüzden birileri hep ısınıp dururken dinmez üşümelerin...
love manolo's...
24 Nisan 2008 Perşembe
notebook of...
aklı başında olan ''yok'' derdine dalmaz, kadehle ağzağza olmaktan geri kalmaz. gönülde gam, sürahide de şarap varken, gam yiyip şarap içmeyeni toprak almaz... demiş hayyam bize de içmekten başka çare kalmaz tam da bu saatte....
23 Nisan 2008 Çarşamba
hazirandır en üşüdüğüm ay belki şubat günü doğduğumdan dört yaşında aşık oldum on üçünde yazdım leyli mecnuni'ydim gözlerimde eflatuni çiçekler gecenin bütün eserlerini belledim bir şairanka idim bittikçe bittim küllerimden ağuladım güllerimi hem ağladım elif yolunda bin kaf'tan geçtim bir nergisiydim nergisteki yankımdan ölümsedim isa'dan sonra yalnızlık yılıydı karayla deniz arasında boğuldum...
hadi gidelim...
registration number...
details...
for sale..
sahilevleri...
karşı pencereden; bu yeni goz yasları biz bosverilemeyen tarihin ruhlarıyız... sonsuz zamanlarda paha picilmez bos odalarımda bana gelmeyi denemelisin cunku benim bana armaganim yoklugun olculemez (birebir cevirisi "bana ait yoklugun ölcülemez") biz bölünemeyiz. biz aynı ve kırılganız. ve aklımızdaki buzlar ile kendimize şimdiden uzagız. sana koşuyorum paylasirken aynı kaderi. ki kaderi değistirmek bizi degistirir . sadece bir işareti bekliyorum. kader, kismet gibi... senin olabilmek icin simdi sadece senin olabilmek için senin olabilmek icin sadece senin olabilmek icin şimdi daha fazla geri dönemeyen, geçmişin göz yaşlarıyız. bu sefer bize ihanet etti.. beklenmedik sekilde.. seni anlatacağım. sahip olamadigimiz herseye istek duyarken. sözler buharlaştı üstümüzdeki yagmur damlalari gibi. beni dinleyecegini bilsem de sözler yoruldu baska bir yolculugu bekleyecegiz, başka bir kaderi,baska bir dogruyu... senin olabilmek icin simdi sadece senin olabilmek için senin olabilmek icin sadece senin olabilmek icin şimdi
20 Nisan 2008 Pazar
* beni hep bir başkası savunuyor *
onca atılıştan sonra balkonuma döndüm onca bilgi utandığım çocukluğumu saklamak içindi çünkü beni hep bir başkası savundu sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum hep sakladığım yara izimi balkonumdan odama götürüyorum işte odamdan bir kez olsun çıkartmadığım sesimden, ellerimden, gülüşümden biliyorum...
bana diyor ki; sen de patlayacaksın bir gün can öfkeden, kıskançtan, petrolden rakıdan ve aşkdan...
time for siesta....
pasha the jr..
18 Nisan 2008 Cuma
15 Nisan 2008 Salı
poz verilir...
the godfather
yabancı bir ülkede ihtiyarlıyor gibiyim kendi bedenimin içinde geride bıraktıklarımla hiç yapamadıklarım keskinleşerek değişir hatırladıkça yeniden ve ödeşe ödeşe bir gün kendinizi yabancı hissettiğiniz bir ülkede aniden fark edersiniz artık gidecek yeri olmayan bendende kaybolmuş bir hayatı bilirsiniz en büyük unutkanlıktır şimdiki zaman ne yeterince tanıdık yeterince yabancı dolaşan bir dil gibi birinden diğerine dolaşan
m. mungan
artizz...
pashaa the jön...
14 Nisan 2008 Pazartesi
denizin dibinde incilerle taşlar karışık bulunurlar. övülecek şeyler de kusur ve yanlışların arasında bulunur..
mevlana
13 Nisan 2008 Pazar
''yaşamak, eskimektir''dediğim ilk gün, beklenmedik bir şey olmayacağını da fark etmiştim. belki biraz daha iyi, belki biraz daha kötü, ama hiçbir zaman beklenmedik değil. insan bekler çünkü, tetiktedir. beklemediğini söyleyenlerse, en çok bekleyenlerdir...
hadi kurula benii...
paşa nın deniz keyfii...
deniz mevsimi başladı..
geceleri değişmez denizin rengi değişen gözlerimizdir bir aşk bittikten sonraki gibi kırılan işıkta görülen başkalığın rengi
ya da içinden geçtiğimiz zamanın geçilmezliği
karanlıkta hepsi birdir
11 Nisan 2008 Cuma
in deep...
bodrum
yaz geliyooooor
''go to dive''
9 Nisan 2008 Çarşamba
7 Nisan 2008 Pazartesi
orange - blue
looking for nothing...
cleaning time :))
3 Nisan 2008 Perşembe
Boşver be yaşı başı! gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. şöyle atıp koyu grileri, siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver? koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek kadar bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü.. bak ellerin ayakların kocaman, aklında maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver?.. takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere, o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü. öl gitsin.. parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır istediğin, savrul gitsin... Boşver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim?.. Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir odaya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna... yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa... yaş 70'e gelse bile, hayat daha bitmemiş, sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemeyecek misin? can yücel.