psikopatım benn....
30 Eylül 2009 Çarşamba
28 Eylül 2009 Pazartesi

Demedim mi?
Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben'im?
Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben'im demedim mi?
Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben'im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?
Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben'im demedim mi?
Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben'im,
senin kolun kanadın ben'im demedim mi?
Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben'im,
sıcaklığın ben'im demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?
Söyle, bunları sana hep demedim mi?
Mevlana Celaleddin Rumi
24 Eylül 2009 Perşembe
9 Eylül 2009 Çarşamba
Can Yücel'den..
Aşk Ayakkabıdır..
Bedenin yükünü ayaklar taşır,
ruhun yükünü yürekler.
Bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran
ayaklarınız için, rahatlığı ve şıklığı bir arada
barındıran ayakkabıyı seçersiniz.
İçinizin acılarını sıkıntılarını, kırgınlıklarını
ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de
huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız.
Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...
Bazıları çamur, yağmur, toz, toprak, kar, buz gibi
her türlü "kötü hava" koşullarına dayanıklıdır.
Bazıları ise ummadığımız kadar
kısa zamanda, çabucak yamulur,
ilk yağmurlu havada "altı açılır"
veya güzel havalarda bile iki günde bozulup gider..
Aşklarıda ayakkabılar kadar
"itinayla" seçmezseniz,tıpkı ayağınızda olduğu gibi,
yüreğinizde de NASIR oluşabilir.
Dar gelen bir ayakkabıyı sadece
tarzını beğendiniz için "zamanla açılır" diyen
satıcıya inanarak alırsanız,
zaman içinde
ayak kemiklerinizde deformasyon başlar.
Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde
yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp
"zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız,
yine zamanla
içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz.
Aşık olabileceğiniz insan türü,
tıpkı ayakkabılar kadardeğişik stillerde,
farklı kalitede ve sayısız "renktedir"...
Aşkı bir çeşit serüven olarak "spor" olarak yaşayanlar,
aynen "spor ayakkabı" gibi dikkat çekici
ve rahat kişileri bulurlar.
Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler
"klasik ayakkabı" gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.
Dekolte ayakkabılar gibi
sadececinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.
Bez ayakkabılar gibi kısa ömürlü
"tatil aşkları" ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.
"Marka" ayakkabı alır gibi,
sevgililerin kariyerine ve maddi durumuna tutulan
aşıklar görürsünüz.
Katı plastikten "yağmur çizmesi" edinir gibi
mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçiminde
yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.
Ayrıca ne tuhaf ki,
psikolojik testlerde "zaafı" olup
evine sayısız çeşittte ayakkabılar yığan insanların
aynı zamanda "değişik türde" aşklara da
zaafı olduğu söylenir.
Evet, aşk "ayakkabıdır"
Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp
"hor" kullandığınız zaman kolayca eskittiğiniz gibi,
aşkınızıda dikkatli davranmayıp
özen göstermediğiniz zaman kısa sürede eskitirsiniz...
Ve nasıl ki
"delik" bir ayakkabı tamir ettirdiğinizde
yalnızca bir miktar ömrünü uzatmış olursanız;
"delik" bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da
asla eskisi gibi OLMAYACAKTIR!
CAN YÜCEL
Aşk Ayakkabıdır..
Bedenin yükünü ayaklar taşır,
ruhun yükünü yürekler.
Bütün ağırlığınızı ve yorgunluğunuzu kaldıran
ayaklarınız için, rahatlığı ve şıklığı bir arada
barındıran ayakkabıyı seçersiniz.
İçinizin acılarını sıkıntılarını, kırgınlıklarını
ve hayallerini yüklenen yüreğiniz için de
huzur verici ve "güzel" bir aşk ararsınız.
Zaten aşklar da ayakkabılar gibidir...
Bazıları çamur, yağmur, toz, toprak, kar, buz gibi
her türlü "kötü hava" koşullarına dayanıklıdır.
Bazıları ise ummadığımız kadar
kısa zamanda, çabucak yamulur,
ilk yağmurlu havada "altı açılır"
veya güzel havalarda bile iki günde bozulup gider..
Aşklarıda ayakkabılar kadar
"itinayla" seçmezseniz,tıpkı ayağınızda olduğu gibi,
yüreğinizde de NASIR oluşabilir.
Dar gelen bir ayakkabıyı sadece
tarzını beğendiniz için "zamanla açılır" diyen
satıcıya inanarak alırsanız,
zaman içinde
ayak kemiklerinizde deformasyon başlar.
Ruhunuzu daraltan bir aşk içinde
yalnızca fiziksel beğeniye kapılıp
"zamanla düzelir" diyenlere kanarsanız,
yine zamanla
içinizdeki olumlu duyguların "çarpıldığını" görebilirsiniz.
Aşık olabileceğiniz insan türü,
tıpkı ayakkabılar kadardeğişik stillerde,
farklı kalitede ve sayısız "renktedir"...
Aşkı bir çeşit serüven olarak "spor" olarak yaşayanlar,
aynen "spor ayakkabı" gibi dikkat çekici
ve rahat kişileri bulurlar.
Tersine aşkta tutucu ve istikrarlı olmayı benimseyenler
"klasik ayakkabı" gibi muhafazakar çizgiler taşıyanlara tutulurlar.
Dekolte ayakkabılar gibi
sadececinsellik ve eğlence zevkleriyle ateşlenen aşklar vardır.
Bez ayakkabılar gibi kısa ömürlü
"tatil aşkları" ise hemen herkesin kişisel tarihinde mevcuttur.
"Marka" ayakkabı alır gibi,
sevgililerin kariyerine ve maddi durumuna tutulan
aşıklar görürsünüz.
Katı plastikten "yağmur çizmesi" edinir gibi
mantık süzgecinden geçirip "işe yarar" biçiminde
yaşamak isteyenleri de bilirsiniz.
Ayrıca ne tuhaf ki,
psikolojik testlerde "zaafı" olup
evine sayısız çeşittte ayakkabılar yığan insanların
aynı zamanda "değişik türde" aşklara da
zaafı olduğu söylenir.
Evet, aşk "ayakkabıdır"
Aynen ayakkabınıza bakım yapmayıp
"hor" kullandığınız zaman kolayca eskittiğiniz gibi,
aşkınızıda dikkatli davranmayıp
özen göstermediğiniz zaman kısa sürede eskitirsiniz...
Ve nasıl ki
"delik" bir ayakkabı tamir ettirdiğinizde
yalnızca bir miktar ömrünü uzatmış olursanız;
"delik" bir aşkı onarmaya kalkıştığınızda da
asla eskisi gibi OLMAYACAKTIR!
CAN YÜCEL
4 Eylül 2009 Cuma
3 Eylül 2009 Perşembe
1 Eylül 2009 Salı
BİR KADIN GİTTİĞİNDE........(BEKİR COŞKUN)
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler,
özenle saklanmış küçülmüş giysiler,
dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar,
yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz
Değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir
Koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
Bir ağır işçi,
bir temizlikçi,
bir bakıcı,
bir bahçıvan,
bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost... Bir arkadaş... Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde...
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde;
övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz,
Annesi gitmiştir "geç kalma"nın.
Kadınlar,arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında
Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.
Hayatınızdaki kadını yitirmemeniz dileğiyle...
Onlar bir gün çekip gittiklerinde, peşlerinde "yetim-öksüz" kalan çok olur.
Mutfaktaki dolap, perdeler, kavanozun içindeki eski düğmeler,
özenle saklanmış küçülmüş giysiler,
dolap diplerindeki kurdeleler...
Sabah karanlığında mutfaktan gelen tıkırtılar susar,
yetim kalmıştır tabaklar.
Bir kadın gittiğinde hep suyu unutulur saksıların.
Sık sık boynunu büker "sarıkız".
O teki kalmış eski bardağın anlamını bilen olmaz
Değerini kimse anlayamaz krom hac tasının.
Balkon artık sessizdir
Koridor kimsesiz.
Bir kadın gittiğinde...
Bir kadın gittiğinde ne çok kişi gider aslında;
Bir ağır işçi,
bir temizlikçi,
bir bakıcı,
bir bahçıvan,
bir muhasebeci...
Bir anne gider...
Bir dost... Bir arkadaş... Bir sevgili...
Ne çok kişi yok olur bir kadın gittiğinde...
Hep böyle olur; bir kadın gittiğinde;
övgüler, uyarılar, yakınmalar, dualar yetim kalır.
Kapı eşiğindeki "Dikkat et..." duyulmaz,
Annesi gitmiştir "geç kalma"nın.
Kadınlar,arkalarında büyük boşluklar bırakarak giderler.
Bir kadın gittiğinde pek çok kişi gitmiştir aslında
Ve bir kadın gittiğinde pek çok "yetim" bırakmıştır arkasında.
Hayatınızdaki kadını yitirmemeniz dileğiyle...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








.jpg)
-1.jpg)





